|
GERÇEK SEVGİ ve TÜRKLERDE
PEYGAMBER SEVGİSİ
Dr. Ertuğrul ALP
|
İnsan
sevgi dolu bir varlıktır. Onun sevgisiz yaşaması mümkün değildir.
Ancak insanda bulunan sevgi değişik şekillerde kendini gösterebilir.
Kimilerinde mal-mülk sevgisi, kimilerinde kadın, çoluk-çocuk ve
evlat sevgisi, kimilerinde ise makam-mevki sevgisi ön plana
çıkabilir. Ama her insanda bir şeylere karşı sevgi ve muhabbet
mutlaka mevcuttur.
Cenâb-ı Allah, yüce
Kitabımız Kur'ân-ı Kerîm'inde her konuda olduğu gibi bizleri sevgi
konusunda da sürekli uyarmaya devam etmektedir. Sahte sevgilere
karşı bizleri dikkatli olmaya çağırmaktadır. Bazı sevgilerin bizlere
özellikle âhiret hayatımızda, yani ölüm ötesindeki yaşantımızda
zarar vereceğini belirtmektedir. İşte yukarıda bahsettiğimiz
mal-mülk, makam-mevki ve genel anlamda dünya sevgisi, bizlere zarar
veren, bizi çıkmazlara ve huzursuzluklara götüren sahte sevgilerdir.
Bunlar bize ancak kabir kapısına kadar, yani ölüm anımıza kadar
eşlik edebilir. Ötesinde ise bizim yanımızda olamazlar, bizi bırakır
giderler.
Bizler için en
mukaddes sevgi şüphesiz ki Yüce Allah ve onun kutlu Peygamberi olan
Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize yönelik
sevgidir. Bu anlamda şunu söylememiz mümkündür: Gerçek aşk ve sevgi
Allah ve Peygamber aşkı ve sevgisidir; bunların dışındaki sevgiler
mecâzîdir, gerçek değildir ve bir anlamda sahtedir. Bu nedenle
Müslüman, kalbini daima kontrol etmeli ve sahte olan sevgilerden
gönlünü arındırmalıdır.
En mukaddes
sevgilerden biri olan Peygamber Efendimizi sevmek, her şeyden önce
imanımızın bir gereğidir. Yüce Allah: “De ki: Eğer Allah’ı
seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin” buyurarak kendi
sevgisine ulaşabilmemizin yolu olarak, Hz. Peygambere uymayı
göstermiştir. Bu demektir ki, Rasûlullah Efendimizi sevmeden ve onun
yoluna uymadan asla Allah’ı sevmiş olamayız. Bu hususu Peygamberimiz
de: “Hiç biriniz beni anasından-babasından ve bütün insanlardan
daha çok sevmedikçe gerçekten iman etmiş olmaz” sözleriyle
vurgulamışlardır. Bu nedenle her Müslüman, imanının bir gereği
olarak her şeyden daha fazla Peygamber sevgisiyle dopdolu olmalıdır.
Türk milletinin
Peygamber aşkı ise daha bir başka, daha bir anlamlıdır. Hz.
Peygamberin yaşadığı topraklardan binlerce kilometre uzaklarda
bulunuşlarından olsa gerek, Türk milleti daima Peygamberlerine
hasret ile yanmış tutuşmuştur. “Arayı arayı bulsam izini-İzinin
tozuna sürsem yüzümü…” dizeleriyle her an canının en fazla onu
arzuladığını söyler durmuştur.
İnsanların kullandığı
isimler, nelere muhabbet duyduğu ve neyi arzuladığı konusunda fikir
verir. Her insan en çok sevdiği kimsenin ismini çocuğuna vermek
ister. Böyle yapmakla, sevdiği kişiyi her an hatırında tutmuş, her
an onu düşünmüş gibi olur. Bu açıdan bakıldığı zaman, milletimizin
en çok kullandığı isimlerin, Ahmet, Mehmet, Mustafa, Ali, Ayşe,
Fatma gibi isimler olması, insanımızın Peygamberimize ve onun
sevdiklerine karşı duyduğu engin muhabbetin en güzel
örneklerindendir.
Türk milletinin
Peygamber aşkını ifade eden en bâriz örneklerden birisi de, ona ait
en ufak bir hâtırayı canından aziz bilmesi, onları altın kaplar
içinde muhâfaza etmesidir. İşte Peygamberimizin bir tek sakalı
şerifinin, hırkasının, ayak izlerinin, mektuplarının, mübârek
dişlerinin birer Kutsal Emânet olarak görülüp saklanması
hep onun aşkındandır. Türk Edebiyatında yazılmış binlerce Nât
(Peygamber Sevgisini Anlatan Şiirler) de bu milletin onu ne kadar
çok sevdiğinin bir başka göstergesidir. Süleyman Çelebi de
meşhur Mevlid’inin her satırını Peygamber sevgisiyle nakış
nakış işlemiş; milletimiz ise onun doğum günü olan Mevlid
Kandillerini bu satırlarla kutlamıştır.
Sonuç olarak diyebiliriz ki Türk milleti, birçok konuda
olduğu gibi Peygamberlerine duyduğu sevgisi yönüyle de diğer
Müslüman milletlere, hatta başka dinlerden olanlara dahi örnek
olabilecek bir karaktere sahiptir. Peygamber âşığı bir millete
mensup olduğumuz için Cenâb-ı Allah'a ne kadar şükretsek azdır.
Yüce Mevla, bizleri de atalarımız gibi gerçek iman
erlerinden ve gerçek âşıklardan eylesin.
Yazarın Diğer Yazıları:
Gerçek Sevgi ve Türklerde Peygamber Sevgisi
Beden ve Ruh Dengesi
Çalışma
Azmi |