Ana sayfa Anasayfa             En İyi 10 Site Haritası             Fikir ve Tarih Dünyası İletişim

MEHMED FEYZİ EFENDİ

Hayatı

Feyizleri

Feyizlerden Damlalar

      Resimleri

Ne Dediler?

MUSA ÖZDAĞ

Hayatı

Tefsir Dersleri

Duygular ve Düşünceler

Kavramlar ve Yorumlar

Tuzaklar ve Uyarılar

Gitti Efendim

Bir Dua ve Bir Niyaz

YAZARLAR
HABERLER
FOTOĞRAF GALERİSİ

 

İÇERİK ORTAKLARI

 

GERÇEK SEVGİ ve TÜRKLERDE PEYGAMBER SEVGİSİ

Dr. Ertuğrul ALP

 

Hat: Ahmet KUTLUHANİnsan sevgi dolu bir varlıktır. Onun sevgisiz yaşaması mümkün değildir. Ancak insanda bulunan sevgi değişik şekillerde kendini gösterebilir. Kimilerinde mal-mülk sevgisi, kimilerinde kadın, çoluk-çocuk ve evlat sevgisi, kimilerinde ise makam-mevki sevgisi ön plana çıkabilir. Ama her insanda bir şeylere karşı sevgi ve muhabbet mutlaka mevcuttur.

Cenâb-ı Allah, yüce Kitabımız Kur'ân-ı Kerîm'inde her konuda olduğu gibi bizleri sevgi konusunda da sürekli uyarmaya devam etmektedir. Sahte sevgilere karşı bizleri dikkatli olmaya çağırmaktadır. Bazı sevgilerin bizlere özellikle âhiret hayatımızda, yani ölüm ötesindeki yaşantımızda zarar vereceğini belirtmektedir. İşte yukarıda bahsettiğimiz mal-mülk, makam-mevki ve genel anlamda dünya sevgisi, bizlere zarar veren, bizi çıkmazlara ve huzursuzluklara götüren sahte sevgilerdir. Bunlar bize ancak kabir kapısına kadar, yani ölüm anımıza kadar eşlik edebilir. Ötesinde ise bizim yanımızda olamazlar, bizi bırakır giderler.

Bizler için en mukaddes sevgi şüphesiz ki Yüce Allah ve onun kutlu Peygamberi olan Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize yönelik sevgidir. Bu anlamda şunu söylememiz mümkündür: Gerçek aşk ve sevgi Allah ve Peygamber aşkı ve sevgisidir; bunların dışındaki sevgiler mecâzîdir, gerçek değildir ve bir anlamda sahtedir. Bu nedenle Müslüman, kalbini daima kontrol etmeli ve sahte olan sevgilerden gönlünü arındırmalıdır.

En mukaddes sevgilerden biri olan Peygamber Efendimizi sevmek, her şeyden önce imanımızın bir gereğidir. Yüce Allah: “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin” buyurarak kendi sevgisine ulaşabilmemizin yolu olarak, Hz. Peygambere uymayı göstermiştir. Bu demektir ki, Rasûlullah Efendimizi sevmeden ve onun yoluna uymadan asla Allah’ı sevmiş olamayız. Bu hususu Peygamberimiz de: “Hiç biriniz beni anasından-babasından ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe gerçekten iman etmiş olmaz” sözleriyle vurgulamışlardır. Bu nedenle her Müslüman, imanının bir gereği olarak her şeyden daha fazla Peygamber sevgisiyle dopdolu olmalıdır.

Türk milletinin Peygamber aşkı ise daha bir başka, daha bir anlamlıdır. Hz. Peygamberin yaşadığı topraklardan binlerce kilometre uzaklarda bulunuşlarından olsa gerek, Türk milleti daima Peygamberlerine hasret ile yanmış tutuşmuştur. “Arayı arayı bulsam izini-İzinin tozuna sürsem yüzümü…” dizeleriyle her an canının en fazla onu arzuladığını söyler durmuştur.

İnsanların kullandığı isimler, nelere muhabbet duyduğu ve neyi arzuladığı konusunda fikir verir. Her insan en çok sevdiği kimsenin ismini çocuğuna vermek ister. Böyle yapmakla, sevdiği kişiyi her an hatırında tutmuş, her an onu düşünmüş gibi olur. Bu açıdan bakıldığı zaman, milletimizin en çok kullandığı isimlerin, Ahmet, Mehmet, Mustafa, Ali, Ayşe, Fatma gibi isimler olması, insanımızın Peygamberimize ve onun sevdiklerine karşı duyduğu engin muhabbetin en güzel örneklerindendir.

Türk milletinin Peygamber aşkını ifade eden en bâriz örneklerden birisi de, ona ait en ufak bir hâtırayı canından aziz bilmesi, onları altın kaplar içinde muhâfaza etmesidir. İşte Peygamberimizin bir tek sakalı şerifinin, hırkasının, ayak izlerinin, mektuplarının, mübârek dişlerinin birer Kutsal Emânet olarak görülüp saklanması hep onun aşkındandır. Türk Edebiyatında yazılmış binlerce Nât (Peygamber Sevgisini Anlatan Şiirler) de bu milletin onu ne kadar çok sevdiğinin bir başka göstergesidir. Süleyman Çelebi de meşhur Mevlid’inin her satırını Peygamber sevgisiyle nakış nakış işlemiş; milletimiz ise onun doğum günü olan Mevlid Kandillerini bu satırlarla kutlamıştır.

Sonuç olarak diyebiliriz ki Türk milleti, birçok konuda olduğu gibi Peygamberlerine duyduğu sevgisi yönüyle de diğer Müslüman milletlere, hatta başka dinlerden olanlara dahi örnek olabilecek bir karaktere sahiptir. Peygamber âşığı bir millete mensup olduğumuz için Cenâb-ı Allah'a ne kadar şükretsek azdır.

Yüce Mevla, bizleri de atalarımız gibi gerçek iman erlerinden ve gerçek âşıklardan eylesin.

 

Yazarın Diğer Yazıları:

Gerçek Sevgi ve Türklerde Peygamber Sevgisi

Beden ve Ruh Dengesi

Çalışma Azmi

 

 

YAZILAR

 

Türk Tasavvuf Düşüncesi

Orhan ÇAMLICA
 

Yanmak, Yakmak ve AŞK

Emine ŞAHİN
 

Türklerde Peygamber Sevgisi

Dr. Ertuğrul ALP

 

 

 

 

 

© 2007-2008  |  feyizler@feyizler.org