Ana sayfa Anasayfa             En İyi 10 Site Haritası             Fikir ve Tarih Dünyası İletişim

MEHMED FEYZİ EFENDİ

Hayatı

Feyizleri

Feyizlerden Damlalar

      Resimleri

Ne Dediler?

MUSA ÖZDAĞ

Hayatı

Tefsir Dersleri

Duygular ve Düşünceler

Kavramlar ve Yorumlar

Tuzaklar ve Uyarılar

Cuma Sohbetleri

Gitti Efendim

Bir Dua ve Bir Niyaz

YAZARLAR
HABERLER
FOTOĞRAF GALERİSİ
KUTLU BİLGİ DERNEĞİ

 

İÇERİK ORTAKLARI

 

FEYİZLER

CEP TELEFONUNUZA

YÜKLEMEK İÇİN

TIKLAYINIZ. >>>

 

Sitemizin yeni tasarımını

görmek için tıklayınız.

Ebü’l-Muîn NESEFÎ ( 438-508 h. / 1047-1115 m. )

Enes TEMEL

 

        438’te Nesef’te doğdu. Necmeddin en-Nesefî’nin nakline göre 25 zilhicce 508 (22 mayıs 1115) tarihinde büyük bir ihtimalle Buhara’da vefat etmiştir. Meşhur din alimlerinin yetiştiği bir aileye mensuptur. Künyesi Ebü’l-Maîn diye okunduysa da doğrusu Ebü’l-Muîn’dir. İkinci dedesi Mu’temid de Ebü’l-Muîn künyesiyle bazı kaynaklarda anıldığında karıştırılmıştır.   Öğrenimine dair bir bilgi bulunmamaktadır. Semerkant ve Buhara’daki Mâturîdî-Hanefî alimlerden, özellikle Nesefî nisbesini taşıyanlarından eğitim gördüğü tahmin edilmektedir.

         Talebeleri arasında ; Necmeddin en-Nesefî, Alâeddin es-Semerkandî, Ahmed el-Pezdevî, İsmail b. Adî et-Tâlekânî, Ahmed b. Ferah es-Suğdî ve Ebü’l Hasanel-Belhî  yer alır.

        Alâeddin es-Semerkandî, Nesefî’yi kelâm ilminde Ehl-i Sünnet’e, fıkıhta Hanefîyye’ye katkıları bulunmuş bir âlim olarak tanıtır. Necmeddin en-Nesefî’ye ait el-akaid, Tebsıratü’l-Edille’ nin özeti mahiyetinde oluşu onun itikadî görüşlerinin etkilerini göstermektedir. Nesefî kelam’dan başka fıkıh ve tefsir alanında da önemli bir alimdir.  Alâeddin es-Semerkandî, Mâtürîdî’ nin Te’vîlâtü’l-Kur’ân’ına yazdığı şerhin hocası Ebü’l-Muîn’in derslerindeki notlardan oluştuğunu belirtmiştir. Maturîdiyye’ye mensup alimlerin  Tebsıratü’l-Edille’ yi  önemli bir kaynak saymaları onun sünnî bir kelamcı olduğunu kanıtlar.

        Kelâm’a dair görüşleri: En açık ve üstün bilgiler duyu yoluyla elde edilenlerdir. Duyu bilgisinin geçersiz olduğunu göstermek için ileri sürülen itirazlar sağlıksız veri duyu verileriyle ilgilidir. Aklın bilgi kaynağı olduğu zorunluluk yoluyla bilinir. Zorunsuz aklî bilgilerde hata yapılabilmesi bu alanda doğru hükümlere ulaşılamayacağı anlamına gelmez. Duyularla bilinecekleri akılla, akılla bilinecekleri duyularla bilmeye çalışmak bu  konuda yapılan temel yanlışlardan biridir.

         Âhâd haberler akaid alanında tek başına delil kabul edilmez. Özellikle aklî verilere ve açık mânalı ayetlerin beyanlarına aykırı bilgiler içeren âhâd haberler nazarı itibara alınmaz. Bununla birlikte âhiret hallerine dair sahih rivayetler delil olarak kullanılabilir. İlham bilgi vasıtalarından değildir.  Özellikle aklî verilere ve açık manalı ayetlerin beyanlarına aykırı bilgiler içeren âhâd haberler nazarı itibara alınmaz. Bununla birlikte ahiret hallerine dair sahih rivayetler delil olarak kullanılabilir.  İlham bilgi vasıtalarından değildir.

        Cisimler hâdis olan cevherler ve arazlardan meydana gelir. Bu sebeple evren ustukussât, anâsır, ve tabâi’ adı verilen temel maddeleriyle birlikte hâdistir.  Tabiat alanında geçerli olan adet-i ilahiye teorisidir. Bununla birlikte ilahî kudret karşısında ilacın hastaya fayda vermediğini ve zehirin insanı etkilemediğini söylemek de mümkündür. İlaç içen hastanın iyileşmesi Allah’ın şifa vermeyi buna bağlaması sebebiyledir. Gözün bir nesneyi görmesi veya görmemesi dahil olmak üzere evrendeki bütün olaylar Allah’ın kudret ve iradesi dahilinde vuku bulur. Bundan dolayı varlık ve olaylar arasında zorunlu bir sebep-sonuç ilişkisi yoktur. Nazzâm ve Ebü’l-Abbas el-Kalânisî’nin ileri sürdüğü gibi Allah’ın varlık ve olayları zorunlu bir sebep-sonuç ilişkisi vasıtasıyla yarattığını kabul etmek O’na zorunluluk isnadı anlamına gelir.

        Allah’ın varlığı ve birliği, Kur’an’da da dikkat çekildiği üzere tabiat’ın oluşumu ve işleyişi incelenip değerlendirilmek sûretiyle üretilen aklî istidlâlle bilinir. Canlı-cansız bütün varlıklarda gözlenen sanat güzelliği, tertip, sağlamlık, âhenk, hayvanlardaki belli eylemleri gerçekleştirecek özellikler  onların bilgili ve irade sahibi üstün bir varlık tarafından yaratıldıklarına işaret eder. Nesne ve olayları gözlemleyip onlar hakkında akıl yürüten her insanın bu sonuca ulaşması bilinçli ve tutarlı olmanın bir gereğidir.

        Ebû Hâşim el-Cübbâî gibi bazı kelamcıların Allah’ın birliğini aklî aklî delillerle kanıtlamanın  mümkün olmadığına ilişkin görüşleri Kur’an’da beyan edilen vahdâniyyet delillerinin geçersiz kabul edilmesi sonucunu doğurur. Allah’ın isim ve sıfatları birçok ayetin yanı sıra aklî delillerle de kanıtlanabilir, dil kuralları da buna yardımcı olur. Tekvîn sıfatının ezelî olması Allah’ın acz, eksiklik ve değişikliğe maruz kalmaktan münezzeh bulunduğu gereğinin bir neticesidir. Teşbih izlenimi veren naslar aklî bilgiler ve açık mânalı âyetlerin ışığı altında dil kurallarından da yararlanılarak te’vil edilir.

        Nübüvvetin doğruluğunu kanıtlayan temel delil mûcizesidir.hissî mûcizeler göstermemiş olsalar bile günlük hayat, hukuk, ticaret, çocukların eğitimi gibi pek çok dünyevî konuda, ayrıca hem zihnî hem gönlü tatmin eden inanç ve ibadet şekilleri gibi dîni alanda getirdikleri mesajın doğru ve yararlı oluşu sebebiyle peygamberlerin tasdik edilmesi gerekir.   Hz. Muhammed’in hissî mûcizeleri bulunmakla birlikte tebliğ ettiği dinin akla uygun oluşu ve beşeri bilgilerle çatışmayışı onun gerçek peygamber olduğunu gösterir. Resulullah’tan, ‘Barışı ve Dostluğu yayın, akrabalarınıza iyilik edin, fakirlere yemek yedirin, insanlar uyurken geceleyin rabbinize ibadet edin ’ sözlerini duyan Abdullah b. Selâm’ın Müslüman olması bunu teyit eder. Ayrıca onun getirdiği dinin ilkeleri insanı bunalımdan kurtarıp ruh ve beden sağlığına kavuşturması da nübüvvetinin delillerindendir. Meselâ namazı içtenlikle kılan bir Müslüman Allah’ın huzurunda kendi davranışlarıyla yüzleşip arınma imkânı bulur, gönlü huzur ve sükûnla dolar. Bu yönüyle namaz ilahî menşe’li oluşunun özelliklerini taşır. Diğer ibadetlerin hikmetleri incelendiği takdirde benzer sonuçların onlar için de olması söz konusu olduğu görülür.

        Allah’a âsi olan veya büyük günah işleyen mümin kâfir değil fasık diye nitelendirilir, kâfir ise mutlak fasık adını alır. Kur’an’da âsi mü’minlere ‘ mü’min ’ diye hitap edilmesi bunu teyit eder. Kabirde ölünün nimet veya azap hissetme keyfiyeti bilinemez, ancak ruh bdene iade edilmese de ölünün elem ve nimeti hissedecek derecede bir tür hayat sahibi olması gerekir.

        Ebü’l-Muîn en-Nesefî, Mâtürîdiyye tarihi ve ricali hakkında önemli bilgiler vermek, Mâtürîdiyye’ye ait kelamî görüşleri kullandığı semantik yöntemle sistemleştirip derinleştirmek ve bu görüşleri muhalif mezhep ve fırkalar karşısında savunmak suretiyle Mâtürîdiyye’nin köklü bir Sünnî kelam okulu haline gelmesine önemli katkılarda bulunmuştur. Tabiat felsefesini önemsemesi, ilâhî sıfatlar arasında hikmet sıfatına yer vermesi, Hz. Peygamber’in nübüvvetini temellendirirken onun getirdiği ibadet şekillerinin hikmetli ve anlamlı oluşuna dikkat çekmesi kendisinin özgün görüşlere sahip bir kelamcı olduğunu gösterir.

       ESERLERİ:

  1. Tebsıratü’l-edille fî usulü’d-dîn ; Kelam’a dair en hacimli eseri olup bilgi teorisi, âlemin yaratılması, Allah’ın varlığı ve sıfatları konularını ele alır.

  2. et-Temhîd ; Tebsıratü’l-Edille’nin bir özeti mahiyetindedir.

  3. Bahru’l-Kelâm ; Müellifin gençlik döneminde yazdığı bir kelam kitabıdır.

  4. el-İfsâd li-hude’i ehli’l-ilhâd ; Batıniyye’nin, muhataplarını etkilemek için kullandığı yöntemleri eleştiren bir eserdir.

  5. Îzâhu’l-mahacce fî kevni akli’l-hucce

  6. Menâhicü’l-Eimme ; fıkıh ve usûlüne dairdir.

  7. Şerhu’l-Cami’il-Kebîr ; Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî’nin eserine bir şerhtir.

  8. Şerhu Te’vîlâti’l-Kur’ân ; Müellifin öğrencisi Alâeddîn es-Semerkandî’ye nisbet edilmekle birlikte içeriği Nesefî’ye ait açıklamalardan oluşmuştur.

 

Yazarın Diğer Yazıları:

Sahabenin Peygamber Telakkisi

Ebü'l-Muîn NESEFÎ

 

 

YAZILAR

 

Türk Tasavvuf Düşüncesi

Orhan ÇAMLICA
 

Yanmak, Yakmak ve AŞK

Emine ŞAHİN
 

Türklerde Peygamber Sevgisi

Dr. Ertuğrul ALP

 

 

 

 

 

© 2007-2009  |  feyizler@feyizler.org