Kastamonumuzun alim, fazıl ve mütefekkirlerinden merhum Mehmet Feyzi Efendi’nin en yakın talebesi Emekli Eğitimci, İlahiyatçı ve Yazar olan Çok Muhterem Büyüğüm Musa ÖZDAĞ’ın “Cuma Sohbetleri”nde kaydetmiş olduğum, her biri inci ve mercandan daha Kıymettar Olan Sözleri: 26 ŞUBAT 2010: “BİLGİ KÜMESİ”Sen; “Allah” ism-i şerifinin, “Cemal ve Celal” adındaki iki ana dalının, “99 ara dalı” ile esmalaşan, yapraklarla efâle, tomurcuklarla esere dönüşen ağacın meyvesisin (sen)! Bu ağaç, “ أَصْلُهَا ثَابِتٌ وَفَرْعُهَا فِي السَّمَاء ” (İbrahim;14/24) ağacıdır.Allah, ancak kendisinin bildiği bir varlıktır, sen “sadece” inan. Sonsuz bir hayat bahşetti sana. Senin işin hep O’na doğru koşmaktır. Her an, bilgi yönüyle adım at O’na doğru. Her an yeni bir şey öğren. O’na arkanı çevirme, yoksa bir değerin kalmaz. “ حَمَّالَةَ الْحَطَبِ ”(odun hamalı) cehennem odunu olursun. Ateşten korunun. “ النَّاسُ وَالْحِجَارَة وَقُودُهَا فَاتَّقُواْ النَّارَ الَّتِي ”Bırak, değeri sana O versin. Siz bilmezsiniz, Allah bilir. “وَاللّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لاَ تَعْلَمُونَ ” Sen kendini bir şey zannetme.Değer yargımız, Hz. Kuran’dır. Allah hüküm verir, biz uygularız. Biz, O’nun kuluyuz. Dediğini yapmazsan nasıl değerli olacaksın. O verecek, sen alacaksın. İşte kulluk budur! “Allah bana bu mirası nasıl taksim edeceğimi öğretti” buyuruyor Hz. Peygamber.O’nu, Rabbi terbiye etti. Edebi olmayandan terbiye öğrenilmez. “Terbiyesiz adam”, ilmi, feyizsiz yapar. Feyizsiz ilim, içi boş (köhnemiş) ceviz gibidir. Cahil de gördüğü kabukları ceviz sanır. Özsüz ilim, işte budur.İlim, feyizli bilginin adıdır. İlim, nur taşıyan, feyizli bir bilgidir. İçinden bu nur çıkarılırsa o, “bilgi kümes”ine dönüşür. Kümesde alem seyredilmez. Oralarda bitler, pireler vardır. Çık şu kümesten. Torosların, Ilgazların tepesine çık.Önce hamam yapılır sonra mâbed inşa edilir. Niye? O mabedi temizler yapsın diye.(Mimar Sinan zamanında geçen bir olaydan mülhem) Yapılan bir şey, Yüce Allah’ın adıyla yapılırsa sağlam olur. Bu kainatın içerisinde insan kadar sağlam bir varlık da yoktur. O insan ki, her şeyin hesabını yapabiliyor. Mesela binayı mühendis yapıyor, binanın her şeyini kafasında planlıyor ve yapıyor. Mühendis dediğimiz kim? İnsan… Onun kafası bu işleri planlıyor. Peki insanın kafasını kim yapıyor? "(Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh)”Değerli olduğun için bu kadar detaylısın, çeşitli mekanizmalara sahipsin. Ve göremediğin koruyucu meleklerin var senin.Tehlikenin üzerinde geziyoruz. Şu bastığın toprak tehlikedir. Altından ateş çıkabilir. Yeryüzünde yaşamak bir risktir. Rüzgarlar, kasırgalar esebilir, binaları ağaçları yerle bir edebilir. Ne olacak peki! Allah’a sığın, sigortanı yap. “Duydum”, “uydum” de! Hemen anlaşman yapılır, notere gerek yok. Ondan sonra emin olursun, “mü’min” olursun. Mü’min demek, “ bu adam sigortalıdır” demektir. Eğer bir felaket gelecekse, o felaketin içerisinde mümin de gidebilir. Hani sigortalıydın? O sigorta, öteki tarafta işine yarayacak. “Sigortalıları ayırın” diyecekler. İşte mümin olmak budur. “ وَمَن دَخَلَهُ كَانَ آمِنًا ” İşte sigortan o gün işine yarar.Değerlisiniz ey Allah’ın kulları! Bundan söz ediyoruz.İki “hay” arasında hayat sürersiniz. Hay der,diriltir, öfkeyle “hay” deyince de öldürür.İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. Allah’ın emriyle onu korurlar(Ra’d;11)Kaza ve kader bilgisi meleklere aktarılır. Kaderinde yoksa eğer ölmek, yaşadığın o zor durumdan melekler seni çeker alır, burnun bile kanamadan kurtulursun. Ama yazılmışsa ölmek, o korumalara “çekilin” emri verir Allah, başına gelen gelir. Korunuyoruz Allah’ın kulları, bunları bilin ve Allah’a şükredin. Sağlıklı kalabilmek çok zor, ama korunuyoruz. Ne ödediniz böyle sağlıklı kalabilmek için? İnsan vücudunda birçok organ var. Mesela bazen, mideniz ağrıyor ama diğer uzuvlar sıhhatli. Onun tedavisi için doktora gidiyorsunuz. Ya vücudunuzdaki organların hepsi birden arızalansa, bütün uzuvlarınızdan ses gelmeye başlasa, o zaman ne yapardınız? Şükredin, sağlıklı kalabilmek zor olduğu halde, böyle sağlıklı kalabilmeyi, Allah’ın bizi korumasına borçluyuz. Muhammed(as), bütün nebilerin fevkindedir. Bütün nebiler, O’na özenmişlerdir ve sizler O’nun ümmetisiniz Allah’ın kulları.ARI, arı ve duru olarak duyuyor Allah’ın kelamını. Neyi, nasıl yapacağını Allah’tan öğreniyor.(Nahl Suresi 68-69. ayetlerde bunlar anlatılıyor) Peki sen? Sen duyuyor musun Allah’ın Kelamını? Allah’la aran nasıl? Hiç düşündün mü? Arayı yapmak için neler yapıyorsun? İşte bunları düşünün. Kara gün gelmeden evvel, yapacağınızı yapın. Yerin altına gitmiyor musun? Orada ne yiyeceksin , azığın var mı? Arıdan ibret alsana. Onun çıkardığına bak(bal). İneğin çıkardığına bak(süt) Sen ne üretiyorsun? O arı , Allah’a kulak veriyor, bal üretiyor, ya sen? Hani â’mal-i sâliha! Yemeli, içmeli ama böyle salih ameller üretmeli.
Siz başlı başına Allah’ın bir nimetisiniz! Allah'ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız. ...Her yeni an, Allah’ın sana sunduğu nimeti. Her yeni soluk, Allah’ın insana bir ikramıdır. O’nun adıyla geçen ömürler mübarektir. O’nun adı anılmaksızın geçen ömürler, cehennemde kömürlerdir.
| < Önceki |
|---|















