FEYİZLER

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

5 Mart 2010: "Yer Mektep Gök Dergâh"

e-Posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfEn iyi 

Bu dünyaya bir tohum gibi geldik, ekildik ve dikildik. İki şeyden birisi olacaksın. Ya imanla dolacak, İslam’la donanacak, mü’min olacaksın. Ya da küfürle dolacak, fısk u fucurla donanacak ve kafir olacaksın. Mü’min olanlar “tûba” olacak, tûba ağacını oluşturacak, cennete kök salacak; kafir olanlar, “zakkum” olacak, cehenneme kök salacak.

Bir “ekin” gibiyiz biz. “كَزَرْعٍ” Ashabı kim ekti? Muhammed(as) ekti. O kutlu çiftçi. Tohumları Allah’tan aldı, insanların gönlüne saçtı. “أَخْرَجَ شَطْأَهُ فَآزَرَهُ فَاسْتَغْلَظَ فَاسْتَوَى عَلَى سُوقِهِ” 

Allah’ın ilmi geniştir. Allah, “Vasî” dir. Tüm alemleri kuşatmıştır.Her şeyi sarmıştır, sarmalamıştır. Hiçbir şey O’ndan ırak, O’ndan uzak değildir. Hiçbir şey O’nsuz değildir. “Tane”ler de O’nundur. O’nun, özünde cilvesi vardır, senin içinde cilveleşir. Cilve-i Rabbaniye senin içinde şahlanır. O senin yanında! Sen kimin yanındasın? İşte mesele bu. Mesele sensin! Sorun sensin! İmtihan olmak için geldin bu âleme, sensin çaresiz olan, bakıma muhtaç olan sensin. Bakmasaydı sana nasıl var olacaktın? Unuttun bunları! İnsanın işi işte budur, her şeyi unutur. Ama Rabbiniz unutmaz. Aslında O hep senin yanındadır.

Allah sizi çağırıyor. Nereye? Bir “kelimeye”  “يَا أَهْلَ الْكِتَابِ تَعَالَوْاْ إِلَى كَلَمَةٍ”  Pak olan kelimeye, arı ve duru olan bir söze çağırıyor sizi. “كَلِمَةً طَيِّبَةً” Hoş, temiz, arı, duru, pâk, güzel mi güzel, taze mi taze. Ondan güzeli yok. Ölüleri diriltir bu kelime. Bu kelimenin aslı sabit. Aslı emir âleminde. Buraya oradan ayrılıp geldik ama bağın orda senin.Yüce Allah’ın bir kelimesi sizi var etti. Seni bir kelime var etti. Yaratan kelimedir bu.  Bu, vareden ya da varlığı yok eden kelimedir. “إِنَّمَا أَمْرُهُ إِذَا أَرَادَ شَيْئًا أَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ”  Ol der ve olur. Bu bir kelime-i  mübarekedir. Bu, Allah’ın kelimesidir. Allah’ın kelamı kendincedir, “kâf ve nûn” dan ibaret değildir. Allah’ın lisanını Arapça sanma. O’nu cennette öğreneceksin. O, ne Arapça ne Türkçe. Allah’ın kelamı kendi zatıncadır.

Çoğu zaman insan, sözü duyar ama özü algılayamaz. Sırrına âgah olmak güzeldir, tatmak güzeldir, sırlanmak güzeldir. Sırlanmak; allanmak, pullanmak gibidir. Sırlı olun, ayine olun, ayna olun. Mirât-ı Rahman olun, ekran olun.Yüzünüz ekran olsun, derinliklerdekileri, içerdekileri  gösterin. Yüzünüzde ayetler tecelli etsin. Bakan bir kere daha baksın, “ aman Allah’ım” desin. Yusuf Nebi’ye dedikleri gibi sana da desinler. Sen de yüzünü, gözünü buradan parlat. İşin gücün ne senin? O’nu bırakma, O’nu bırakmazsan O’da seni bırakmaz. Ey Allah’ın kulu! Kârın buradadır. Zararın bunun(Kuran’ın) dışında yaşamandır. Güzellik isteyen Kur’an’a gelsin. Kuran’ın yüzüne bakanların yüzü “kuranî” olur. Kuranî olmak demek; doyulmayan bir güzelliğe sahip olmak demektir.“Allah’ın kulu” olmak, ne yüce bahtiyarlıktır. Allah’ın yücelikleri ile siz insan oldunuz. Allah’ın “esma-ü’l hüsnası” sizi besleyip duruyor. Ah bilseniz! Ne gıdalar veriliyor size.

Yüce Allah kendi yüce zatına en yakın olarak, insanı yarattı. İnsan, yapısı hasebiyle Yüce Allah’ın misyonunu en güzel bir şekilde temsil etme hakkına sahiptir. Emrolunduğun gibi  olursan, için dışına çıkar. Artezyen suları gibi, içinden cevherler fışkırır. Gözünden nurlar çıkar, ağzından cevherler dökülür. Gönüller sana akar, derelerin, ırmakların deryaya aktığı gibi. Tabi gönlün Allah ile beraberse böyledir. Ama için boşsa, sevdan masivâya ise, o zaman için dışın kapkara olur. Bırak nur üretmeyi, bir çıra ışığı bile bulamazsın. “وَأَشْرَقَتِ الْأَرْضُ بِنُورِ رَبِّهَا

Şeytanların, pis ruhlarının doğuşu, güneşin batımı ile başlar, güneşin doğuşuna kadar devam eder. Yüce Allah bu vakitte, yorganı başımıza çekip dinlenmemizi ister. Gündüz yatarlar, gece kalkarlar. Kim bunlar? İblis sürüsü… Nefsini kudurtanlardan, yiyip içip çığlık atanlardan söz ediyoruz. Yoksa rızık için gece gündüz çalışmak zorunda olanlardan bahsetmiyoruz. Güneş doğmaya yakın, yarasa sürüleri payır payır evlerine geri dönerler. Biz gönül arazisinde doğan güneşten söz ediyoruz. Gönül arazisi bu güneş ile değil, sırf Allah’ın nuru ile aydınlanır. Güneşte nur olduğu gibi nar da vardır. Karanlık arzı ne hale getiriyor bakınız! Canlılar yuvalarına çekiliyor, ortalığı bir sessizlik kaplıyor. Çünkü gece dediğimiz karanlık kabrin karanlığını ifade eder, uyku ölümün kardeşidir. Öldüğün gün, güneşsiz âleme gidiyorsun. Işığın var mı?

Dünya malıyla, ahireti  ma’mur edemezsin. Baban evliya olsa, evladın evliya olsa bile fark etmez. Allah’a iyi bir “kul oluş” fayda eder. Hep Allah için gelip gittin, çalışmalarını O’na göre ayarladın ise sana bunlar fayda eder. Yoksa kâğıtlara, duvarlara “bugün Allah için ne yaptın?” diye yazmak bir işine yaramaz. Özün Kabe yüzü olmadıkça fayda etmez. Kâbe’ye niçin yüz sürüyorsun? Kopya çekmek için. İnsanın gönlü Kâbe’den daha değerlidir. Kâbe’yi insan yaptı. Senin gönlünü kim yaptı? Niçin gönlünü ihmal ediyorsun?

Her varlık yapısına münasip olarak Allah’a davetini yapar. Her varlık insana seslenir. Bütün varlıkların, meleklerin, şeytanların, bitkilerin, hayvanların gözü insandadır. Hepsi size göz kırpar, her şey sizin için yaratıldı. Ey insan! Ne anlıyorsun? Canlı kitap onlar…

İNSAN-I KÂMİL; Peygamberin ayağını bastığı makama, başı değen insandır. Bu insanın her şeyden haberdar olan bir yapısı vardır. O, doksan dokuz ismin kendisinde kemal üzere tecelli ettiği Allah eridir. İşte hepinizde bu mekanizmalar var. O Allah eri, gece gündüz çalışa çalışa bu payeye ermiştir, yata yata değil!

Her şey Allah’a çağırır. Yaratılan tüm varlıklar O’na işaret eder. Ayağının altındaki bilmem ne böceği bile sana mesaj verir. Ama anlayabilmek çözebilmek lazım efendi!...“ Bu alem boş” diyen adamın, kendi kafası boştur. Bu âlem zengin, bu alem sırlar alemi. Her şey Allah’ı anlatır. Kendisi “şey” olamayan başka şeyi nasıl bilsin… Âlemi yamuk görüyorsan, bil ki yamuk sensin. Alemi kötü görüyorsan, bil ki kötü sensin. Âlemi mükemmel görüyorsan bil ki,  mükemmellik senin kafanda. Değer veren, değer bilendir. Sen de değer ver Allah’ın kullarına. Çevrene değer ver. Güzel bir çevreci ol. O çevre senin evin, evini hor kullanma! İnsan olan gerçek çevreci, çevresinde olan kulların yüzünü hor görmez. Önce tatlı ol da sonra ekşinin hakkını savun. Tatlılık esastır. Her şey görkemli, her şey değerli. Her şeyi Kuran’dan öğreniyoruz. Bu kitapta çöp bile değerli. O çöplerle bizi anlatıyor Allah. Bir çöpte kendini görebiliyor musun? Samanı da bir değerdir, denesi de bir değer. Çünkü hepsinde Yaratan’ın izi var. Dalından düşen bir yaprak da bile…

Hayat her şeyi ile harikadır, her şeyi ile dinamiktir. Gerçek hayat, doğa ile bütünleşmektir, doğa ile yaşamaktır. Ey Allah’ın kulları, dinamik olun, şeytanların dinamitlerinden kurtulun. Allah’ın “uzak durun” dediği şeylerden uzak durun. Her haram bir tuzaktır. Sakın tuzağa yaklaşmayın. Yoksa yanarsın, yakalanırsın. Örümcek ağı gibidir haramlar, oralara yaklaşmayın. Allah’ın yasak ettiği bir haramı yaptın mı, bil ki dişledi seni şeytan, dişini geçirdi sana.

Haramlar vadisine giriş yapmak, şeytandan vize almaya bağlıdır. Allah her türlü şeytanın şerrinden bizi muhafaza buyursun. Bir insanın içki içmesi bir davettir. Her işlenilen günahta, küfre çıkarılan bir davetiye vardır. “أَيَبْتَغُونَ عِندَهُمُ الْعِزَّةَ” Şeref, izzet,azamet,ululuk sadece ve sadece Allah’ın, Peygamberlerin ve müminlerindir.Adam onu içerken davet ediyor,içkiye çağırıyor. Çünkü onu büyük bir mutlulukla içiyor. Bu kötüyü reklam etmektir. Eğer kişi haramları böyle cezbedici şekilde yağlandıra ballandıra anlatıyorsa, bu bir “cehennem davetçisidir.” “أُوْلَئِكَ يَدْعُونَ إِلَى النَّارِ” Bunun mefhumu muhalifi de böyledir. Yağlandıra ballandıra namazı anlatıyorsa, kulluğu anlatıyorsa bu da “cennet davetçisidir.” Allah’ın kullarına halinle ders vereceksin. Her yerde dilin kullanılması uygun olamayabilir, öyle yerlerde hal dersi vereceksin. “وَاللّهُ يَدْعُوَ إِلَى الْجَنَّةِ” Hayat hep mesajlarla doludur. Bir tepeden bir taş düşüyorsa, bu bir mesajdır, bir yaprağın dalından düşmesi mesajdır. Hayatı  iyiye yorun, ferah olun. Olanı biteni hep iyiye yorun. Eğer Allah seni bir hale soktu ise, bundan ders çıkar, buradan bir alacağım var de. Zindana düşersen Yusuf(as)’dan, sultan olursan Süleyman(as)’dan , çoban olursan Musa (as)’dan ders alacaksın. Hangi halde bulunursan bulun, sen örneksiz değilsin. Yerler ve gökler hep dergâhtır, görene ve bilene…

 

07/03/2010

Mehmet UZUN – Dilek UZUN

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

İÇERİK ORTAKLARI

SİTE İÇİ ARAMA

KUTLU BİLGİ DERNEĞİ

. : : ANKETLER : : .

"Demokratik Açılım" adı altında yapılan çalışmaları;
 
Sitemizi Nerden Duydunuz?
 


© 2007-2010  | Feyizler.org Alperen tarafından hazırlanmaktadır.