|
MEHMED FEYZİ EFENDİ'DEN
FEYİZLER |

1. FEYİZ :
“Ne cebre kayalım,
ne i'tizale dalalım, ehl-i sünnette kalalım."
İtikatta, ifrât ve tefrîtten (aşırılık
ve gevşeklikten) ictinâb etmek gerekmektedir. Bu ise, ancak Ehl-i
Sünnet Ve’l Cemaat’in tensîb buyurduğu; Sahâbe, Tâbiîn ve Tebe-i
Tâbiîn denilen üç hayırlı devre cemaatinin oluşturduğu inanç
sistemine inkıyâd ve mutâvaât ile mümkündür. İnsan için yegâne
selâmet, bu sistemde karar kılmakla gerçekleşir.
devamı>>>
2. FEYİZ :
"Müsbet düşünelim,
müsbet söyleyelim, müsbet hareket edelim."
Zamanımız fitne ve fesâdın bol olduğu,
kendine uygun zemin bulduğu ve yayılmaya müsait durumların hazır
olduğu bir devredir. Yukarıdaki bu güzel ve esrarlı söz,toplumu
nazara alarak, düşüncede, sözde ve harekette hep müsbet olmayı;
olumlu davranıp menfî olan tutum ve davranışları bırakmayı,çevreyi
telaşlandıran, huzuru ve sükunu bozan şeyleri terketmeyi,
söylememeyi ve hatta düşünmemeyi tavsiye etmektedir.
devamı>>>
19. FEYİZ
"Mesâil-i
Diniyyenin usûlen olsun fürûen olsun, hepsinin derin hüccetleri,
bürhânları ve parlak felsefeleri vardır. Basit gösterenler
yanılıyorlar."
Mehmet Feyzi Efendi
Hazretleri bu cümleleri ile, dini konuların ve temellerin basite
alınmasının, yüzeyden incelenmesinin birer yanılgı olduğunu anlatmak
istemişlerdir. Şer güçlerin Din-i Mübin’i sinsice, kurnazca aslından
uzak hale getirdiklerini, Müslüman kesimi buna alet ettiklerini
bildirmişlerdir. ‘İslam akılcıdır, İslam barışçıdır’ gibi sözler,
dini küçümsemek ve onu heybetli, azametli görünümünden,
parlaklığından, nûrâniyetinden uzak bırakmak demektir. Zira Efendi
Hazretleri şöyle buyurmuşlardır:
devamı>>>
20.
FEYİZ:
“Marifetullah’ın neticesi ubudiyettir, ubudiyetin
neticesi ise duadır. Bunun için Rasulullah (s.a.v.) Efendimiz ‘dua
ibadetin özüdür’ buyurdular.”
Ayet-i Celîle’de; (Zâriyât 56) bu aleme gelişin ancak kulluk için
olduğu belirtiliyor. Muhammed Feyzi Efendi hazretleri, ubudiyetin
ancak bilgi ve marifet neticesinde sabit olabileceğini beyan
etmişlerdir. Yüce Allah'ın yaratış sebebi için:
devamı>>>
21.
FEYİZ:
“Nübüvvet, Risalet’in iptidası, velayetin müntehasıdır.”
Nebi: Cenab-ı Mevla’nın ferman
buyurduklarını insanoğluna aktarmakla görevlendirdiği
şahsiyetlerdir.
Resul: Yazılı belgelere sahip
peygamberlerdir. Nebi olan peygamberlere yazılı belge verilmemiştir.
İster Resul olsun ister nebi olsun aralarında hiçbir fark yoktur.
İnsanoğlunun her ikisine de uyması farzdır.
devamı>>>
|